Dance'ın Sarmal Modeli
Merhaba arkadaşlar, ben Hakan Tuzcun. Bugün sizinle gerçekten çok ilginç bir konuyu konuşacağız. İletişim denince aklımıza hep şöyle basit şeyler gelir değil mi? Biri konuşur, diğeri dinler, sonra cevap verir... Sanki ping-pong oynuyormuş gibi. Ama gerçek hiç öyle değil.
1967 yılında Frank Dance diye bir adam var, bu adam diyor ki "Arkadaşlar, bu iş böyle değil." Bu Dance, sarmal dediğimiz bir model geliştirmiş. Sarmal derken, yani spiral... Şöyle düşünün, merdiven çıkarken döne döne çıkarsınız ya, işte o şekil.
Şimdi bu neden önemli? Çünkü biz hep şöyle düşünüyoruz: "Ben bir şey söyledim, karşımdaki anladı, bittu gitti." Yok arkadaş, öyle değil. Her konuşma, her etkileşim bir öncekinin üzerine oturuyor. Hiçbir zaman sıfırdan başlamıyoruz.
Bu sarmalı hayal edin. Altta küçücük daireler var. Bu ne? Bebek dönemimiz. Bebek sadece nasıl iletişim kurar? Ağlar. Aç olsa ağlar, hasta olsa ağlar, sevgi istese ağlar. Tek yolu bu. İşte sarmalın en alt kısmı bu.
Ama yukarı çıktıkça ne oluyor? Daireler büyüyor. Çünkü bizim iletişim araçlarımız artıyor, deneyimlerimiz birikiyor.
Şöyle düşünün: 5 yaşındaki bir çocuk artık sadece ağlamıyor. "Anne aç" diyor. Sonra "Anne çok aç, karnım gurulduyor" diyor. Sonra "Anne, öğlen yediğim yemek midemi bozdu galiba" diyor. Görüyor musunuz? Aynı ihtiyaç ama ifade ediliş şekli nasıl gelişiyor?
Mesela siz işe yeni başladığınız zaman düşünün. İlk gün patronla konuşmanız nasıldı? "Günaydın efendim, teşekkür ederim efendim, tamam efendim." 6 ay sonra? "Ahmet Bey, bu proje için şöyle düşünüyorum..." 2 yıl sonra? "Ahmet, bence bu işi şöyle yaparsak daha iyi olur."
İşte bu sarmal! Aynı kişiyle konuşuyorsunuz ama her seferinde bir önceki konuşmanızın üzerine oturuyor. Hiçbir zaman en başa dönmüyorsunuz.
Ya da düşünün, eski bir arkadaşınızla karşılaştığınızda. "Ya sen nasılsın?" diye başlıyorsunuz. Ama eğer bu arkadaşınızla geçmişte derin sohbetler etmişseniz, 5 dakika içinde yine o derin konulara geçiyorsunuz. Neden? Çünkü o birikim orada.
En güzel örnek aşk ilişkileri. İlk buluşmanızda ne konuşuyorsunuz? "Hangi müziği seversin, hangi filmleri izlersin..." Basit şeyler. 3 ay sonra? Ailelerinizden bahsediyorsunuz. 1 yıl sonra? Gelecek planlarınızı konuşuyorsunuz.
Bu sarmalın her dönüşü bir öncekinden daha geniş, daha derin. Ve şunu unutmayın: bir kez söylenen bir söz, yapılan bir hareket, artık o sarmalın bir parçası oluyor. Geri alamıyorsunuz.
Mesela kavga ettiğiniz zaman söylediğiniz sert bir söz... Sonra barışsanız bile, o söz orada duruyor. Gelecekteki konuşmalarınızı etkiliyor. Bu yüzden "Söz gümüşse, sükut altındır" derler ya, işte bu yüzden.
Şimdi bazıları bu modeli eleştirmiş. "Geri bildirim yok" demişler. Ama arkadaş, bu eleştiri yanlış anlaşılmadan kaynaklanıyor. Dance'ın modeli geri bildirimi reddetmiyor. Sadece geri bildirimi farklı görüyor.
Normal modellerde geri bildirim şöyle: Ben söyledim, sen cevap verdin, ben tekrar söyledim... Sanki aynı yerde dönüp duruyoruz.
Ama sarmal modelde geri bildirim şöyle çalışıyor: Sen bana bir şey söylüyorsun, ben sana cevap veriyorum ama bu cevap sadece o an için değil. Benim tüm geçmiş deneyimlerimin süzgecinden geçerek geliyor ve aynı zamanda gelecekteki konuşmalarımızı da etkiliyor.
Peki bunun pratikteki sonucu ne? Şu: Her iletişimimiz önemli. Çünkü hiçbiri boşa gitmiyor. Çocuğunuzla yaptığınız her konuşma, eşinizle paylaştığınız her fikir, arkadaşınızla güldüğünüz her şaka... Hepsi o sarmalı genişletiyor.
Bu yüzden dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü olumsuz bir etkileşim de aynı şekilde sarmalı etkiliyor. Bir kez "Sen hiçbir şey başaramazsın" dediğiniz çocuk, bunu unutmuyor. Bu, gelecekteki tüm konuşmalarınızı etkiler.
Ama güzel tarafı şu: Pozitif etkileşimler de aynı şekilde birikmeli ilerliyor. "Sen çok yeteneklisin, sana güveniyorum" dediğiniz kişiyle olan ilişkiniz de öyle gelişiyor.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: İletişim hiçbir zaman bitmiyor, hiçbir zaman sıfırlanmıyor. Her gün biraz daha büyüyor, genişliyor, derinleşiyor. Tıpkı bir sarmal gibi.
Bu yüzden bugün yaptığınız her konuşmaya, söylediğiniz her söze dikkat edin. Çünkü yarın o sarmalın bir parçası olacak.
Dance'ın bize öğrettiği en önemli şey bu: Geçmiş geçmiş değil, şimdiyle birlikte yaşıyor. Ve geleceği şekillendiriyor.
Yorumlar
Yorum Gönder