Konuşmak mı Yazmak mı? İşte Bu Büyük Soru!
Hayatımızda sürekli iletişim halindeyiz. Bazen arkadaşımızla telefonda saatlerce sohbet ediyoruz, bazen de patronumuza özenle hazırladığımız bir e-posta gönderiyoruz. İki farklı dünya gibi değil mi? Her birinin kendine göre güzellikleri ve zorluklarıyla...
Konuşmanın Büyüsü
Sözlü iletişimin en güzel yanı ne biliyor musunuz? O an yaşanan duyguları hissetmek. Mesela sevgilinizle kavga ettiğinizde, sesindeki üzüntüyü duyunca kalbin eriyor. Ya da arkadaşınız sınavdan geçtiğini söylerken sesindeki coşku, seni de mutlu ediyor. Bu, WhatsApp mesajında "sınavı geçtim 😊" yazısından çok daha farklı bir deneyim.
Bir de şu var: Anında tepki verebiliyorsun. Karşındaki kişi yanlış anladıysa hemen "Hayır hayır, öyle demek istememiştim" diyebiliyorsun. Geçen gün müdürümle konuşurken tam böyle oldu. Proje hakkında bir şey söylediğimde kaşlarını çattı, ben de hemen "Yani demek istediğim şu..." diye açıkladım. O an düzelttim meseleyi.
Ama tabii ki konuşmanın da zor yanları var. Bazen söylediğin şeyleri unutuyorsun. "Ben sana demiştim ki..." tartışmalarına hiç girdin mi? İşte o durumlar...
Yazının Gücü
Yazılı iletişimin en büyük avantajı ise kalıcılığı. E-postalar silinmez, mesajlar kaybolmaz. İş yerinde bu çok önemli. Mesela müşterinin "Bu özelliği istemiştim" demesine karşı elinde e-posta varsa, "İşte burada böyle yazmışsın" diyebiliyorsun.
Bir de yazarken düşünme fırsatın var. Önemli bir e-posta yazacağında oturup kafanda kuruyor, belki arkadaşına gösteriyorsun: "Bu nasıl olmuş?" Sonra gönderiyorsun. Bu lüks konuşmada yok - söylediğin söylediğin!
Ama yazının da eksi tarafları var tabii. Bazen ton yanlış anlaşılıyor. Mesela "Tamam, hallederiz" yazdığında karşındaki bunu soğuk bulabilir. Oysa sen sadece kısa ve net olmaya çalışmışsın. Ya da emoji kullanırsan fazla samimi, kullanmazsan kuru görünüyorsun. Çıkmaz sokak gibi...
Günümüzün İletişim Karmaşası
Şimdi bir de WhatsApp, Telegram gibi anlık mesajlar var. Sanki konuşma hızında yazıyoruz artık. "naber", "tmm", "gldm" falan... Hızlı ama bazen de çok yüzeysel kalıyor.
Sonuç olarak, ikisinin de yeri ayrı. Önemli işleri e-postayla hallederken, duygusal konuları yüz yüze konuşmak daha mantıklı.
Yorumlar
Yorum Gönder