Ana içeriğe atla

 



İletişimin Sihirli Döngüsü: Osgood-Schramm Modeli



Merhaba değerli dinleyiciler! Ben Hakan Tuzcu ve bugün sizlerle çok özel bir konuyu konuşacağız. İletişim deyince aklınıza ne geliyor? "Bir kişi konuşuyor, diğeri dinliyor" diye düşünüyorsanız, bugün o algıyı değiştireceğiz. Çünkü iletişim, sandığımızdan çok daha büyüleyici bir dans gibi...

Biliyorsunuz, 1940'larda Shannon-Weaver diye iki bilim insanı çıktı ve dedi ki: "İletişim şöyle oluyor - A noktasından B noktasına mesaj gidiyor, bitti gitti." Düz bir çizgi gibi, tek yön. Ama 1954 yılında Wilbur Schramm diye bir adam çıktı ve dedi ki: "Dur bakalım, bu iş bu kadar basit değil!"

Schramm'ın keşfi neydi biliyor musunuz? İletişim aslında döngüsel bir süreç! Yani şöyle düşünün: Siz arkadaşınızla konuşuyorsunuz. O sadece dinlemiyor, aynı zamanda size tepki veriyor, yüz ifadesi değişiyor, başını sallıyor, hatta "hmm" diyor. İşte bu döngü! Siz aynı anda hem konuşan hem dinleyen konumdasınız.

Peki bu nasıl işliyor? Üç temel adım var:

Birinci adım: Kodlama Kafanızdaki düşünceyi kelimelere dökme süreci. Mesela, çok mutlusunuz ve bunu arkadaşınıza anlatmak istiyorsunuz. Beyninizdeki o mutluluk hissini "Bugün harika bir gün geçirdim!" cümlesine dönüştürüyorsunuz. İşte bu kodlama!

İkinci adım: Yorumlama Karşınızdaki kişi sizin mesajınızı alıyor ve kendi süzgecinden geçiriyor. Belki o gün üzgündür, belki yorgun... Aynı "harika gün" sözünüzü farklı yorumlayabilir.

Üçüncü adım: Kod çözme Artık karşınızdaki kişi sizin mesajınızı anlayıp, kendi tepkisini oluşturuyor. Ve işte burada sihir başlıyor - size geri bildirim veriyor!

Şimdi size çok basit bir örnek vereyim. Dün eşimle mutfaktayız, ben "Bu yemek çok güzel olmuş" dedim. Normal şartlarda basit bir övgü, değil mi? Ama o an eşimin yüzündeki ifade değişti, kaşları çatıldı. Meğer o gün boyunca yorgunmuş, benim övgümü "demek ki hep kötü yemek yapıyordum" şeklinde yorumlamış!

Gördünüz mü? Benim kodladığım mesaj: övgü. Onun yorumladığı: eleştiri. Sonuçta çıkan tepki: "Her zaman böyle demiyorsun, bugün ne oldu?" Böylece o da bana bir mesaj kodlamış oldu, ben de onu yorumladım... Ve döngü böyle devam etti.

Bu örnekte şunu görüyoruz: İletişimde hiçbir zaman tek yön yok. Sürekli karşılıklı bir etkileşim var. Siz konuşurken bile karşınızdakinin yüz ifadesini okuyorsunuz, ona göre tonunuzu ayarlıyorsunuz. O da size bakarak, dinleyerek sürekli tepki veriyor.

Peki modern hayatta bu nasıl kendini gösteriyor? WhatsApp gruplarını düşünün. Birisi bir şey yazıyor, herkes hemen tepki veriyor. Emoji atıyor, yorum yapıyor, sorular soruyor... Herkes aynı anda hem mesaj gönderiyor hem alıyor. İşte bu tam Osgood-Schramm modeli!

Instagram'da bir fotoğraf paylaştınız diyelim. O fotoğraf sizin kodladığınız mesaj. Ama yorumlarda neler çıkıyor? Herkes kendi yorumuyla geri dönüyor. Biri "çok güzel" diyor, diğeri "nerede çekilmiş" diye soruyor, bir başkası "ben de orada bulunmak isterdim" diyor. Her yorum, o kişinin sizin mesajınızı kendi süzgecinden geçirmesi ve size yeni bir mesaj kodlaması.

Tabii bu döngüde bazen şeyler karışabiliyor. Buna "gürültü" diyoruz. Fiziksel gürültü olabilir - kahvede müzik çok sesli, birbirinizi duyamıyorsunuz. Ama daha önemlisi semantik gürültü - yani anlam gürültüsü.

Size bir örnek: Geçen hafta bir arkadaşım bana "Yarın toplantıya mutlaka gel" dedi. Ben bunu "kesinlikle gelmek zorundasın" şeklinde kodladım. Ama meğer o sadece "gelirsen sevinirim" demek istiyormuş. İkimiz de aynı kelimeleri kullandık ama farklı anlamlar yükledik. İşte bu semantik gürültü!

Bu modelin günümüzdeki en güzel örneklerinden biri de canlı yayınlar. Twitch'te bir yayıncı oyun oynuyor, sürekli sohbet ediyor. Chat'ten yorumlar geliyor, o da hemen tepki veriyor. "Şu hamleyi yap" diyor birisi, yayıncı "deniyelim" diyor ve yapıyor. Sonra başka biri "olmadı, başka bir şey dene" diyor. Bu sürekli bir geri bildirim döngüsü. Yayıncı aynı anda hem gönderen hem alan konumunda.

Peki bu modelin hayatımızdaki pratik faydası ne? Öncelikle, iletişimde sadece konuşmanın yeterli olmadığını anlıyoruz. Karşımızdakinin tepkilerini izlememiz, onları doğru yorumlamamız ve buna göre mesajımızı ayarlamamız gerekiyor.

Mesela çocuğunuza bir şeyi anlatırken, onun yüz ifadesi karışmışsa, demek ki mesajınız doğru kodlanmamış veya doğru yorumlanmamış. O zaman durmalı, farklı kelimelerle, belki örneklerle tekrar anlatmalısınız.

İş hayatında da çok önemli bu. Patronunuzla konuşurken, sadece kendi mesajınızı değil, onun jest ve mimiklerini de okumalısınız. Sizi anlıyor mu? Katılıyor mu? Kafası mı karışmış? Bu sinyallere göre konuşmanızı şekillendirmelisiniz.

Aslında bu model bize şunu öğretiyor: İletişim bir sanat. Ve bu sanatın sırrı, sadece konuşmak değil, dinlemek de. Sadece mesaj vermek değil, geri bildirimi almak da.

Unutmayın, her seferinde hem öğretmen hem öğrencisiniz. Her konuşmada hem anlatıyorsunuz hem öğreniyorsunuz. Bu döngünün farkında olmak, hem kişisel ilişkilerinizde hem de iş hayatınızda çok büyük fark yaratacak.

Bugün size Osgood-Schramm modelini anlattım. Umarım bu bakış açısı, günlük konuşmalarınızda size yeni bir perspektif kazandırır. Bir dahaki sefere biriyle konuşurken, bu döngüyü fark etmeye çalışın. Göreceksiniz ki iletişim gerçekten büyüleyici bir dans!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ETKİLİ KONUŞMA VE DİKSİYON

Konuşma Becerisini (fiziksel bir engel yoksa) nasıl geliştirebiliriz?    Aşağıda temel olarak rastlanılan sıkıntıları ana başlıklar altında topladım.Yıllardır çalışmalarım sonucunda elde ettiğim tecrübe ile kullandığım teknikler sayesinde bu tip sıkıntılarınız varsa çözüm sizin için artık çok kolay.                 Konuşma heyecanını kontrol altına alabilme         Toplum karşısında, mikrofon veya kamera karşısında konuşurken yüzleştiğimiz en büyük engel korku ve heyecandır. Tüm başarılı konuşmacılar toplum önüne çıktıklarında mutlaka heyecanlanmışlardır. İstisnasız her insan korku ve endişeyi yenebilir. Bu, doğru teknik uygulanırsa sanıldığı kadar zor değildir. Tekniğin belki tek eleştirilebilecek yanı ilerleyen dönemlerde kişinin kendine aşırı güven duymasından kaynaklanan hata yapabilme olasılığıdır.   1-   Diksiyon-Konuşmada akıcılığı sağlama ...

KONUŞURKEN SIKLIKLA YANLIŞ KULLANILAN BAZI SÖZCÜKLER

              Günlük hayatımızda kullandığımız pek çok sözcüğü farkında olmadan yanlış kullanıyoruz. Elbette her bir kişinin kullandığı yanlış sözcük adedi değişiktir.Ancak sizlere en fazla yanlış kullanılan sözcükleri derleyerek doğru kullanımları ile birlikte vermek istedim. Bundan sonra en azından bu kelimelerin bazılarını yanlış kullanıyorsanız düzeltme şansına sahip olacaksınız.               Yanlışlar kırmızı doğrular siyah ile belirtilmiştir Harflerin yanındaki iki nokta fonetik yazılım olup kendinden önceki harfi uzatarak okunması anlamına gelir.Daha doğru konuşmak dilimize daha fazla önem vermek ve sahip çıkmak demektir.              KONUŞURKEN SIKLIKLA YANLIŞ KULLANILAN BAZI SÖZCÜKLER                  ...

Yabancı Sözcüklerin Kullanmadığımız Karşılıkları

Konuşurken sıklıkla kullandığımız bazı yabancı sözcüklere Türk Dil Kurumunun önerdiği karşılıkları sizler için derledim. A Abaküs   (Fr.abacus-matematik) Sayı boncuğu   Abone     (Fr.abonne) Sürdürümcü   Abonman (Fr.abonnement) Sürdürüm   Absürt     (Fr.absurde) Saçma   Ace           (İng.ace-tenis) Servis sayısı   Adaptasyon (Fr.adaptation) Uyarlama   Afiş          (Fr.affiche) Ası   Aforizma (Fr.aphorisme) Özdeyiş   Agresif (Fr.agresif) Saldırgan   Ajanda (Fr.agenda) Andaç   Ajitasyon (Fr.agitation) kışkırtma ...